30 Aralık 2014 Salı

2014 DERTLER ÇÖPE - 2015 SAĞLIK VE BOLLUK YÜKLE

2014 yılının son günü tüm dertlerini ve sıkıntılarını bilinçaltından atmak isteyen ve yeni yılın niyetlendiğ i gibi geçmesini isteyenler 31 ARALIK 2014 çarşamba günü bireysel seansa katılabilirler.

YENİ BİR BAŞLANGIÇ İÇİN GEÇ KALMADINIZ...

BİLGİ VE REZERVASYON İÇİN: 533 523 8350

23 Aralık 2014 Salı

EFT VE THETA İYİLEŞME!


Projektörden perdeye yansıyan deneyimlerde bir an gelir kendinizi de içinde bulur ve yolunuzu kaybedersiniz. O perdenin derinliğinde tekrar yansımayı yapan kaynağın bilincinde olarak orada bulunmak çok zordur. Yansıyan sizin GERÇEKLİĞİNİZ haline gelir ve siz manevi ve fiziki rahatsızlıklarınızı o gerçekliğin içinde çözmeye çalışırsınız.  


BU İMKANSIZDIR!

peki, sizce bu kökten çözüm müdür?

21 Aralık 2014 Pazar

16 Aralık 2014 Salı

EFT BİLİNÇALTI TEMİZLİĞİ - ANINDA ETKİ

17 MART 2014 Çarşamba günü saat 13:00 ile 17:00 arası 3 ayrı seans bilinçaltı temizliği ile anında etki çalışmamız vardır. Katılmak isteyenler cep telefonumdan ulaşabilirler.

9 Aralık 2014 Salı

ARTIK OLDUĞU GİBİ KABUL ETME!!!

Bu holografik dünya bizler tarafından öyle derinden olduğu  kabul edilmiş ki kendi oyunumuza yenik düşmüşüz. Sanki kuvvetli bir uyku  hapı alıp derin bir uykuya  dalmışız ve gördüğümüz rüyanın içinde adeta kaybolmuşuz.
Kimileri diyor ki sen bak yaşamana  niye bu kadar varlığını sorguluyorsun.
İşte sorun da burada!
Bizim asıl amacımız başkalarının fikir ve deneyimlerinin kabul ettiği sonuçları değilde kendi düşünce ve deneyimlerimizin sonuçlarını yaşamak olsa çok daha MUHTEŞEM olmazmıydı.
Başarılı insanlara bakın!
Örneğin Albert Einstein, Steve Jobs ve daha birçokları kendi düşünce ve inançlarının sonuçlarını her birimize kabul ettirmişler. Biz tüm geçmiş zamanlarda yaşamış bilimadamlarının ulaşmış olduğu sonuçları  mutlak bilgi olarak olduğu gibi kabullenmişiz.
Herbirimiz kendi dünyamızın senaristleriyiz.
O zaman neden başkalarının empoze ettiği bilgilerin doğrultusunda uykuya dalmışız?
Tonlarca ağırlıkta ki gemilerin su üzerinde durabilmelerini suyun kaldırma kuvvetine bağlamış, uçakların havada uçabilmelerini bize öğretildiği gibi kabul etmişiz. Gezegenlerin boşlukta durmalarını çekim kuvveti deyip olayı klıfına uydurmuşuz. Yaşadığınız ortamda biraz etrafınıza dikkat verin bakın ne garip olaylar yaşıyoruz. Fakat her olan biteni olduğu gibi kabul etmişiz.
Saçma sapan küçücük olay ve kişilere takılıp kendi duygu, düşünce ve enerjimizi boşa harcayıp tüm olan bitenin kendi iç dünyamızın dışa yansıması olduğunu unutup,  senaryosunu yazdığımız filmin içine dalıp,  kendimizi kurtaracak başka bir senarist bekliyoruz.
Artık uyanmaya çalışan BEN uyan artık!
Hala hızla giden aracın içinde hiç bir yere dokunmadan havada duran sineğin bile nasıl oluyorda sağa sola savrulmadığını çok doğal karşılayıp kılıfına uydurup uyanmamak adına görelilik teorisine bağlıyoruz.
Üzerinde yaşadığımız dünyanın ve içinde bulunduğu güneş sisteminin son sürat hareket halinde
olduğunu ve enerjiden  başka bir şey olmadığını görmezden gelip günlük küçücük sorunlarla kendi
benliğimizide  bu küçücük sorunların bir parçası yapmışız.
Artık her birimiz kendi dünyamızın kuralını koymaya ve kendi dünyamızı içinde huzurla savaşlardan, hastalıklardan uzak yaşayabileceğimiz bir cennet haline dönüştürme gücüne sahip olduğumuzu görmeliyiz.
Aksi taktirde kendi dünyamızın tüm sorumluluğunu ve gücünü sadece bizim şekillendirdiğimiz diğerlerine bırakırız ki şu an yaşadığımız dünya budur.

2 Aralık 2014 Salı

ALPHA (alfa)THETA (teta) DÜZEYİNDE YAŞAM!

Doğru zaman geldiğinde hazır olduğunuz tüm bilgiler bir bir gözünüzün önüne serilir. Bazı bilgilere çok açsınızdır, fakat karşılaştığınızda onları bir türlü sindiremezsiniz. İşte insan bilinci bu şekilde genişleme gösterir. Bilinç olarak hazır olduğunuzda o bilgiler o kadar anlaşılır olur ki bunu neden daha önce anlayamadığınızı ve dolayısıyla neden ilginizi çekmediğine şaşırırsınız. Çünkü henüz HAZIR değilsinizdir.
Şimdi şöyle bir yeni YAŞAM şeklimize hazır olup olmadığımıza bir göz atalım.
Hepimiz doğduğumuz da ilk 7 yaşımıza kadar beynimizi teta düzeyinde kullanırız. Yani mantık açısından sorgulamaz ve yargılamadan her öğrendiğimizi sağ beyin yarıküremizle sindiririz. Aynı zamanda sol tarafıda kullandığımız için her bilgiyi çok çabuk kavrarız. Bu yüzden çocuklara kesinlikle 7 yaşına kadar verebildiğiniz tüm önemli bilgileri vermeniz de fayda vardır. 7 yaş ile 14 yaş arası beynimiz holografik yaşamın etkisinden dolayı yavaş yavaş ALFA düzeyine kayar ve sonraki dönemler malum tüm dünyanın geldiği NOKTA ki STRES DOLU BETA DÜZEYİ...
Fakat sevindirici nokta şu ki ALFA ve TETA düzeyine tekrar geçebilme şansımız var. Dünyada ki başarılı insanlar yaptıkları her iş de beyinlerinin her iki yarıküresini kullanan yani ALFA ve TETA düzeyinde çalışan insanlardır. Bu unuttuğumuz beynimizin sağ yarımküresi aslında sol beynimizin yaşadığı fiziksel dünyanın temelinin atıldığı yerdir. Bu kısmı bilinçli kullanmak ve fiziksel dünyamızın temelini istek ve niyetlerimiz doğrultusunda atmak nasıl olurdu bir düşünün.
EVET BU MÜMKÜN!
Artık beynimizin sağ tarafının dizginlerini elimize almanın ZAMANI geldi.
ÖNÜMÜZDE Kİ DÜNYA İNSANOĞLUNUN BEYNİNİN HER İKİ TARAFINIDA EŞİT KULLANDĞI BİR DÜNYA OLACAK, DAHA DOĞRUSU BÖYLE OLMAK ZORUNDA...
Bu eşit kullanım olmadığı müddetçe dünyada ki KAOS, SAVAŞLAR ve HASTALIKLAR bitmez.
Bu eşit kullanımı öğrenmek ve hayatınıza uygulamak o kadar kolay olmasa da belli bir uygulama ve eğitimden sonra çok rutin ve eğlenceli bir şekil halini alır.
Verdiğim ALFA - TETA düzeyi çalışmalarımdan çok olumlu sonuçlar alıyorum. Kişiler unutulmuş bu sağ beyin çalışmalarında sanki uzun yıllardan sonra kaybettikleri bir yetiyi tekrardan kazanmanın mutluluğunu yaşıyorlar.
BU İNANILMAZ MUCİZEVİ BİR DENEYİM...

25 Kasım 2014 Salı

BEDEN MERİDYEN NOKTALARIYLA ENERJİ TERAPİSİ...HATIRALAR NASIL DEĞİŞİR?

Beynimiz inanılmaz bir bilgi kayıt makinesidir. Hergün onbinlerce bilgiyi kayıt altı ederken siz sadece AN içinde yaşadığınız gerçekliğin hatıralarına sahip olursunuz. BURADA söylemek istediğim   alışık olduğunuz düşünce yapısının çok dışında bir deyim. Bunun gerçekliğini ancak siz sezebilirsiniz.
Nasıl mı?
Mesela diyelim ki aklınıza gelen bir anıdan bahsederken, siz farklı bir olayı anlatmaya başlarsınız. Eğer yanınzda sizinle aynı anıyı  paylaşan biri varsa anlattığınız olayın daha farklı olduğunu iddia eder ve sizin  olayı unutmuş olduğunuzu söyler. İşte bu gibi durumlarda siz bilinçsiz olarak an içinde ki düşünce şeklinizle beyninize yeni program eklemişsinizdir ve  geleceği, buna bağlı olarak GEÇMİŞİ değştirmişsinizdir. Siz bunun farkına varamazsınız. O anıyı paylaştığınız kişide bunu algılayamaz. Arada o kadar ince bir frekans çizgisi vardır ki bunu algılamanız İMKANSIZDIR.
Benim uygulamakta olduğum beden meridyelerine enerji çalışması ile bu beynin istenmeyen (VİRÜS) programlanmış ve sizi fiziksel ve manevi olarak hasta eden programları silip yerine tam olarak yaşamak istediğiniz programı koyuyorum. Böylece yaşam deneyiminiz bir bir değişiyor.
İŞTE BEDENEN VE MANEN ŞİFA BÖYLE GERÇEKLEŞİYOR...

22 Kasım 2014 Cumartesi

İYİLEŞME SÜRECİ!

Bireysel seanslardan bazı kesitleri vermeye devam ediyorum.
Bireysel seans:
İstediğim gibi birini bulamıyorum?
Aşama 1
Kafamda hala birçok tereddüt var.
Aşama 2
Yalnız şu an aklıma geldi. Galiba yaptığım yanlışı saptadım.
Aşama 3
Bir saniye! Nasıl bugüne kadar bunu düşünemedim.

(Çünkü o çözümü bilinçaltı tamamen bloke etmiş)

Aşama 4
Bu bir şaka gibi. Sanki beynimde bir lamba yandı...

Bireysel seans:

İş yerimde çok huzursuzum!
Aşama 1
İşyerine ayaklarım geri geri gidiyor.
Aşama 2
Gerçi oranın sevdiğim bazı yönleri yok değil.
Aşama 3
Vay canına. Aslında ben orayı seviyormuşum da kendim sevmemek için diretiyormuşum.
Nasıl ya!

20 Kasım 2014 Perşembe

NLP - Tüm hücrelerini yeniden programla!

Artık asıl benliğimizi hatırladıkça zihnin tüm kontrolü elimize geçiyor. EGO'muz (şeytan) asıl özümüz olan RAHMANİ benliğimizden uzaklaştırıldıkça yaşam deneyimlerimizde tüm diğerlerinin ki ile beraber değişiyor. Bakın burada çok şifreli bir anlam var. Bizimle beraber tüm diğerleri diyorum. Şimdi beraberce özümüze ulaşmak için arada engel oluşturan cızırtıları temizleme çalışması yapacağız.
Öncelikle kendinize rahat ve sessiz bir yer seçin.
Sonra derin bir diyafram nefesi alın.
Gözlerinizi kapatın ve rahatsız olduğunuz her ne ise ona yoğunlaşın.
O duyguyu iyice hissedin ve gözünüzün önünde görün.
Belli bir noktada o duyguya bedeniniz tepki vermeye başlayacak. Bu tepki belki bir terleme, öksürme, kıkırdama, nefes zorluğu ve yutkunma zorluğu v.b gibi reaksiyonlar olabilir. Bu gayet normal. Hiç bir tepki de vermeyebilir. Bu da normal.
Bundan sonra, oturduğunuz yerden kalkın fakat tüm o duygular o rahatsızlıklar sanki giysi değiştiriyormuşsunuz gibi o koltukta kalsın.
Yeni bir yere oturun.
İlk olarak,  eski oturduğunuz koltukta kalan rahatsızlıkların zihninizde imgelediğiniz mor alevde eritip yok olduğunu hissedin.
Sonra yenilenmiş bedeninizle gözlerinizi açın ve kalkın.
Artık tüm hücrelerinize o sahiplendiğiniz duygunun sebep olduğu bedensel rahatsızlığı veya duygusal sorunları serbest bıraktığınız bilgisini verdiniz ve bilinçaltınız o bilgiyi depolayıp en kısa sürede fiziksel yaşam deneyiminize sunacak.
Bugünlük bu kadar yeter.
Hücresel düzeyde güzel bir temizlik çalışması yaptık.

19 Kasım 2014 Çarşamba

HAYALİNİ KODLA VE YAŞA!

Yaşam tümüyle kodlardan ibaret. Birini aradığınızda onun telefon numarasını çevirmeniz, bir yeri bulmak için adresini bilmeniz belli bir radyo ve televizyon kanalını  istiyorsanız onun frekansına geçmeniz gerekir. Artık kişilerin dahi kendilerine özgü kod yani kimlik numaraları var.
Fakat her nedense hayallerimiz bize göre hep uzaktadır. Hatta ulaşılması imkansız gördüğümüz hayallerimizi düşünme gayretinde bile bulunmayız.
Peki hiç düşündünüz mü ki onların her birinin kodları var. Kimi insanlar bilinçsizce o kodları kullanır ve yaşamlarında bir elleri yağda bir elleri balda olur. Kimileri ise o hayallere ulaşmak için çabalar durur. Bu koca şehirde telefon ve adresini bilmediğiniz bir arkadaşınızı sokak sokak gezerek aramaya benzer. Ömür boyu arar durursunuz.
Yaşamınızda hayal ettiğiniz her hale bir kod verin. O kodları kendinize tekrar edin ve ne zaman o numaralarla karşılaşırsanız zihniniz otomatik olarak o hayalinizi göz önüne getirecek. Mesela yeni bir araba almayı hayal edelim. O arabanın kodu 1 olsun. Arabanın tüm detaylarını imgeleyin. Renginden tutunda lastik ebadına kadar onu gözünüzde canlandırın. O kod numarasını nerede ve ne zaman görseniz beyniniz o hayalinizi hatırlayacak ve siz onu hatırlamasanızda bilinçaltınız onu deneyiminize getirinceye kadar çalışacak. Sizin boşuna çabalayıp durmanıza gerek kalmadan o araba karşınıza çıkacak.
HER HAYALİNE KOD VER. ONU EZBERLE, O NUMARAYI ARA VE DENEYİMİNE GETİR.
İŞTE ASIL ÇEKİM YASASI BUDUR...

18 Kasım 2014 Salı

MUCİZE ŞİFADAN SEANS KESİTLERİ!

Bu şifa çalışmasına diğer enerji terapilerinde ki gibi TERAPİYE  İNANMANIZ gerekmiyor. Sadece denemeye karar vermeniz yeterli. Çok hızlı ve etkli bir sonuç alıyorsunuz. Rahatsızlığınız eterik bedende ki bağlantısının derinliğine bağlı olarak 1 ile 3 seans içinde yok olup kayboluyor.
BUGÜNE KADAR ÜZERİNDE ÇALIŞTIĞIM EN GÜÇLÜ ENERJİ TERAPİSİ!!!

Şimdi çalışma seanslarımdan bazı kesitler paylaşıyorum!
BİREYSEL 1
O şahısa çok öfkeliyim.
1. AŞAMA
O şahısa öfkeliyim.
2. AŞAMA
O şahısa biraz öfkem azalıyor.
3. AŞAMA
Allah Allah şahıs hakkında duygum nötrleşti.
4. AŞAMA
Artık o şahıs beni rahatsız etmiyor.
Sanki zihnim tamamen sustu.
İçim de garip bir huzur oluştu.

BİREYSEL 2
Yıllardır çözümlenmeyen bir sorunum var.
1. AŞAMA
Endişelerim çok güçlü
2. AŞAMA
Hala kaygılarım var
3.AŞAMA
İçime biraz huzur geldi
4.AŞAMA
Bana ne yaptın?  Hiç bir şey düşünemiyorum.
5.AŞAMA
Zihnim tüm hakimiyetini kaybetti.
(İstem dışı gülme dürtüsü başlar)
6.AŞAMA
Hislerim sorun hakkında daha  rahat.
7.AŞAMA
Sanki sorun ortadan yok olup gitti.
(Tam olarak 2 saat sonra telefon geldi ve sorunun mucizevi bir şekilde çözüm sürecine girdiğini duydum.) TÜYLERİM DİKEN DİKEN OLDU!
ŞÜKÜRLER OLSUN SANA  YÜCE RABBİM. IŞIĞININ GÜCÜNÜ PAYLAŞMAMA İZİN VERDİĞİN İÇİN ŞÜKÜRLER OLSUN.


15 Kasım 2014 Cumartesi

DUYGULARIN ANİ DEĞİŞİMİ ile iyileşme çalışması...

DEPRESYON, PANİK ATAK, TAKINTI, İSTENMEYEN ALIŞKANLIK, KİLO PROBLEMİ, ENDİŞE, KAYGI, KORKULAR, SINAV KAYGISI, FİZİKSEL RAHATSIZLIKLARA ANİ VE KESİN ÇÖZÜM...


19 Kasım çarşamba günü sonuçlarının adeta %100 'e yakın pozitif olduğu enerji bedenin temizlenmesi sonucu iyileşme süreci çalışmamız vardır.
Bu çalışma 3 saat sürecektir. 
Çalışmanın detayları: İlk 1 saat üzerinde çalışacağımız yöntem hakkında bilgi verilecek. Takip eden saatler içinde uygulamalı çalışma yapacağız. Çalışma sonunda eğer herhangi bir rahatsızlığınız varsa iyileşme sürecinin hızına inanamayacaksınız. Görmüş olduğunuz tekniği tüm yaşamınız boyunca ister kendinize ister diğer kişilere uygulama imkanı bulacaksınız.
Gün: 19/11/2014
Saat:13:00 - 16:00
Yer : Güzelbahçe - İzmir

İlgilenen arkadaşların en az bir gün önceden haber vermeleri rica olunur. Katılmak isteyenler aşağıdaki numaradan detaylı bilgi alabilirler.
Tel: 533 523 8350


12 Kasım 2014 Çarşamba

BİREYSEL ÇALIŞMA DENEYİMLERİ

Bireysel çalışmalarımdan elde ettiğim deneyimleri paylaşıyorum.

Bireysel : Uzun bir zamandır finansal ve manen çöküntü içindeyken bir seansta inanılmaz bir azim ve motivasyona sahip oldu.
Şimdi yaşama bakış açısı %100 olumlu yönde değişim gösterdi.

Bireysel : Yaşadığı bir sorunu çözmek için 6 aydır telefonla görüşme isteğinde bulunduğu kişi küçük bir seans sonrası daha 1 saat geçmeden kendisiniarayıp sorun çözümü için buluşmak istediğini söylemiş.

Bireysel : Bedeninde ki bir sağlık problemi daha seans esnasında çözüldü.

Bireysel : Baş ağrısı çekerken aniden ağrının uçup gittiğini söyledi.

Bireysel : Mide bulantısı daha seans bitmeden kayboldu.

Bireysel : Kolunda ki ağrı seans sonrası yok oldu ve kol çok rahat yukarı kalktı.

Bireysel : Birine olan öfkesinden dolayı fiziksel rahatsızlık yaşarken seans bitiminde tüm öfke kayboldu ve bedensel rahatsızlık sona erdi.

Bunlar çok ani sonuç aldığım deneyimler olduğu için paylaştım.

8 Kasım 2014 Cumartesi

HIZIR ALEYHİSSELAM

Uzun bir zaman önce hayatımda yaşadığım çok ilginç bir anımı zamanı geldiğine inandğım için sizinle paylaşmaya karar verdim. Çünkü içinde bulunduğumuz bilinç yapımız itibariyle O'nlarla daha sık temas halinde olacağız.
Yıllardan 1998 gibi hatırlıyorum. Ülkemizin ekonomik durumu bozuk ve sürekli birbirini tetikleyen devaülasyon ve enflasyon arasında sıkışmş ve tam anlamıyla bir buhran yaşıyordum. O zamanlar ticaret hayatımızın parası dolar ve Alman mark'ıydı. Bu paralarla borçlanıp aynı şekilde yatırım yapma durumundaydık. Birden dolar 2 kat yükselince borçlarımızda 2 kat artıyordu. Durum böyleyken ben sürekli dua ve meditasyonlarımla bir nebzede olsa huzur arıyordum.
Sonra işlerin çok yavaş olduğu bir gün içeride oturuken nasıl geldiğini görmeyişime dalgınlığımın neden olduğunu düşündüğüm uzun saçlı, sakallı ve bıyıklı bir genç girdi içeri. Sırtında back-pack çanta, üzerinde jean ceket ve jean pantolon, yani tipik bir üniversite öğrencisi.
Ben içeri buyur ettiğimde avucundaki parayı gösterip şimdi çıkan arabadan düştüğünü ve paraları alıp akşam saat 17:00' ye kadar sahibini beklememi ve gelmezse paraları çalışan çocuklara dağıtmamı söyledi. Bunu duyunca biraz ürperdim çünkü birkaç saattir içeri ne bir araba nede bir insan girmişti. Bende sakiniğimi koruyup söylediğini yapacağımı ifade ederken diğer elinde tuttuğu bir çengelli iğne içinde ki rozetin de diğer bir arabadan düştüğünü  görüp,  alıp bana getirdiğini ve bu rozetide cama asmamı ve sahibi görürse vermemi söyledi. O an biraz donup kaldım ve yinede söylediğini yapmak üzere parayı koymak için diğer odama girip zarf aldım ve çıktığımda ortada KİMSE YOKTU.
O'nun bir tüy gibi uçup gittiğini o kadar güçlü hissetsemde hala kim olabileceği hakkında bir fikrim yoktu.
O rozeti alıp tanıdığım bir hacı amcaya sorduğumda ise şaşkınlıktan gözlerim fal taşı gibi oldu.
Çengelli iğnenin üzerinde ALLAH yazıyordu. Hacı amca "keşke bana da söylemeseydin çünkü O seni çeşitli kılık ve çehrelerde 2 defa daha ziyaret edip senin sıkıntılarına çare olacaktı." dedi.
Geçen tüm yıllar içinde O'nunla çeşitli insan versiyonlarında karşılaştığımı ve her sıkıntıdan bir tüy gibi uçarak sıyrıldığmı hissediyorum.

Bu hatıramı ilk kez bunca yıldan sonra paylaşmamın sebebi ise artık bilinç yapımız itibariyle herkesin hazır olduğunu hissetmemden dolayıdır.

Her an ve heryerde sürekli gözetiliyoruz.
Hiçbirimiz yanlız değiliz.
Eğer KALPTEN İYİ NİYET VE İSTEKLERİMİZE ODAKLANIRSAK İNANIN BANA ZAMANI GELDİĞİNDE SORUNLAR ÇÖZÜME, SIKINTILAR REFAHA DÖNÜŞÜR.

HER BİR FARKLI İNSAN FORMUNDAKİ  MELEKLERE BURADAN  SONSUZ
ŞÜKRANLARIMI İLETİYORUM.

4 Kasım 2014 Salı

ASTIM - PANİK ATAK - DEPRESYON

Günümüzün en gizli ve bir o kadar da yaygın bedensel rahatsızlığı olan astım, panik atak ve depresyon herkesi günün birinde pençesine alıyor.
Tüm bu hastalıklar değişen yaşam koşullarının diğer bir ifadeyle fiziki  formda gitgide daha derin bir uykuya dalan insan neslinin UYANMASI için çalan alarmlardır.
Bu rahatsızlıklardan herhangi birinden muzdaripseniz, size mucizevi bir çalışma önereceğim.

Diyelim ki panik atak hissi ile bir anda kalp çarpıntınız başladı.
Hemen bir yere oturun.
Ellerinizi dizinizin üzerine koyun.
Ayak  parmaklarınızı yere kuvvetlice bastırın.
Bu hareket beyine giden sinirleri uyaracak.
Bu esnada gözlerinizi kapatın ve boyun sabit kalarak gözlerinizi 10'ar saniye önce sola, ortaya sonra sağa çevirin. Bu göz hareketleri beyninizin uyanıklık halindeyken  yaydığı Beta dalgasını, uyumaya başladığınızda ki dinginliği sağlayan ALFA dalgasına döndürür. İşte bu geçişleri bilinçli bir şekilde yapmayı öğrendiğiniz an tüm kontrol size geçer.
Bu beyin dalgalarını kontrol etmeyi başardığınız an,  tüm yaşamakta olduğunuz korku ve endişeler silinip gider.
Eğer bu bilgiye ulaşan bir kişiye bile yardımcı olabildiysem ne mutlu bana!




2 Kasım 2014 Pazar

EFT şifa tekniği ile beraber SEDONA ve HO'OPONOPONO.

Uzun bir zamandan beri sürekli uygulamakta olduğum EFT şifa tekniği ile bazı başarılı iyileşme sonuçlarına tanık oldum. Fakat arada bazı eksikleri gidermek için simultane bir biçimde uygulamaya soktuğum SEDONA ve HO'OPONOPONOO yani otantik Hawaii şamanlarının kullandığı şifa tekniğiyle sonuçları çok hızlı ve eksiksiz aldığımı görünce çok heyecanlandım. Sonuçlar 1 ile 3 seans içinde gelmeye başladı. Karşımda ki kişinin takıntı, alışkanlık ve sıkıntıları adeta mucizevi bir şekilde kaybolmaya başladı. Karşılıklı bireysel çalışmalarda hiç bir tıbbi müdahale almadan % 100 doğal terapi karşısında şaşkınlıklarını saklıyamıyorlardı.
Aldığım bu başarılı sonuçlar beni çok mutlu etti.
Eğer bu bireysel çalışmalara İzmir içinden katılmak isterseniz yukarıda ki telefonlardan bana ulaşabilirsiniz. Artık takıntı ve sorunlarınızdan kurtulmak için hem zaman kaybı hem de para kaybı yaşamanız gerekmiyor.
Bana mesajda atabilirsiniz.
Eğer İzmir dışından bu çalışmaya katılmak isterseniz skype yoluyla yüz yüze şifa çalışmamız vardır. Bunu planlamak için bana mesajlarınızla ulaşabilirsiniz.
Saygılar
Tuncay Yeşilpınar

Not: İlgilenen arkadaşların dikkatine...
Yaşamınızda mucizevi değişim ve dönüşümleri başlatacak olan Theta Bilinçaltı Teknikleri:
Theta1+Theta2+Theta3 Master+Kitap''Uyum Mucizesi''___50.-TL
e postanıza pdf dosya formatında gönderilir.
Banka Hesap İban no:  İş Bankası TR55 0006 4000 0013 4910 3465 01

Ayrıca, yüz yüze veya  internet Skype üzerinden bire bir seans çalışmamız vardır.

EFT Technics with combination of SEDONA and HO'OPONOPONO

I have been using my combo of these three proven technics on my emotions. And I confidently can tell that it is fantastic and miraculous. I now share this technic of mine with people who seek help to get rid of their problems.
It is very fast resulting and effective method. You don't need to spend a lot of money and waste time.
It only takes 1 to 3 sessions. All sessions take about 1 hour.
If you would like to stop your life long irritations, stubborn obsessions and start your life all over again without any interuptions please feel free to send me messages to arrange on line work.
It only takes one finger tip to stop your worries, anxities and long lasting annoyences.
Send me your messages and let's start new beginning...
TUNCAY YEŞİLPINAR

27 Ekim 2014 Pazartesi

MATRİKS


Gün içinde an ve an duygularınıza odaklanın. Ne hissettiğinize dikkat edin ve karşınıza çıkan olaylarla karşılaştırın. Göreceksiniz ki yaşadığınız olaylar ne hissettiğinizle bire bir benzerlik gösterecek. Çocukken oynadığınız yap boz hamurlar gibi duygu ve hislerinizle yaşamı şekillendiriyorsunuz. Sizden bugün için bir isteğim var. Hemen şimdi kendinizi nasıl hissettiğinize konsantre olun ve yaşamakta olduğunuz olay ve kişileri karşılaştırın. Durum sizi mutsuz edecek bir durumsa hemen kendinize az bir zaman ayırıp duygularınızı değiştirin. Bu daha önce yaşanmış ve sizi çok mutlu eden bir olayı hatırlamak veya olmasını istediğiniz bir olayı olmuş gibi hissetmek sizin enerji frekansınızı değiştirecek.
Sürekli hislerinizin takipçisi olmanız dileğiyle iyi haftalar diliyorum.

21 Ekim 2014 Salı

DUYGULARIN GÜCÜ!

Duygular varlığımızın tek gerçeği olan evrensel bir dildir. Şimdi farzedin ki elinizde hafif bir cisim tutuyorsunuz. İlk anlarda ağırlığını pek hissetmezsiniz. Onu bir süre tutarsınız ve artık alışmaya başlarsınız. O ağırlık ilk anlarda sizi pek rahatsız etmese de yavaş yavaş, ilk olarak kolunuzu daha sonra kolunuza bağlı olan sinir ve kas uzantılarından yayılarak tüm bedeninizi rahatsız etmeye başlar. Ne zaman ki o ağırlığı fırlatır atarsınız, bedeniniz hemen rahatlar. İşte takılıp kaldığınız duygular zamanla sizi böyle hasta eder. Tek yapılması gereken o geçmiş zamanlardan gelen duygu ve inançlardan kurtulmaktır. Tüm fiziksel ve zihinsel takıntı ve hastalıkların tek kaynağı DUYGU ve İNANÇLARIMIZDIR. Dolayısıyla ÇÖZÜM gayet açıktır.

17 Ekim 2014 Cuma

BEDEN - ZİHİN - RUH ÜÇLEMESİNİN KOORDİNASYONU...

Çalışmalarımı uzun bir süre kendi üzerimde denedim ve çalışmanın düşünce ve duygularım üzerindeki etkisini gözlemledim. Kullandığım yöntem çok eski zamanlardan gelen eski Şaman Hawaii yerlilerinin kullanmış ve halen yeni versiyonunun kullanıldığı bir yöntem. Fakat bu çalışma süreklilik ve sabır istiyor. Aynı zamanda sadece zihinsel bir çalışma süreci. İkinci çalışmam bedenin ruhumuzla olan bağlantı noktalarıyla yani meridyenleri üzerinde yapılan çok uzun yıllardır Çin ve dolayısıyla tüm dünyaya yayılan akupunktur yöntemi. Tek fark benim sadece parmak uçlarımı kullanmam. Hiç bir alet kullanılmıyor. Fakat burada ortaya çıkan duygu temizliğinin yarattığı bedenin farklı noktalarında hissedilen fiziksel rahatsızlıklar süreci biraz uzatıp zorlaştırıyordu. Üçüncü yöntemle koordine içinde yapılan diğer bir çalışma bu rahatsızlığı da anında yok ediyordu. Çalışmam müthiş bir sonuç ortaya çıkarmaya başladı. Bedende çeşitli noktalarda tıkanmış olan enerji şimdi dengeye girmiş ve BÜTÜNLE rezonansa girmişti. Sonuç çok hızlı ve eksiksiz ortaya çıkıyor. Bu karma metot hiç bir yan etki bırakmadan BEDEN - ZİHİN - RUH üçlüsünü tam bir dengeye oturtuyor. BU ÇALIŞMANIN TIB İLE HİÇ BİR İLGİSİ YOK. BEN TIB DOKTORU DEĞİLİM. TIB DOKTORLARIMIZI ALLAH BAŞIMIZDAN EKSİK ETMESİN. BU ÇALIŞMA TAMAMEN ZİHİNSEL TAKINTI VE STRESLE BİRİKMİŞ DUYGULARIN BEDENDEN DIŞARI ATILIP BEYNİN SİL BAŞTAN PROGRAMLANMASI OLAYI. BEN KARŞIMDAKİNE SADECE ÖNCÜLÜK EDİYORUM. TÜM İYİLEŞME KENDİSİ TARAFINDAN GERÇEKLEŞTİRİLİYOR.

11 Ekim 2014 Cumartesi

ACİL REZONANS DEĞİŞİMİ!!!!!

Bu yazıyı yazarken düşünce ve hislerimin yaydığı enerji alanı yani rezonans içinde bulunan sen de aynı  rezonansın etkisinde olduğun  için ORADASIN. Oradasın ve o etki alanı içinde gerçekleşen olay ve kişiler farklı versiyonlarda karşımıza çıkıyor. Aynı etki alanında bulunduğumuz için herkes olarak hitap ettiğim sen de düşünce ve hislerinin farkında OL. İçinde bulunduğumuz GERÇEKLİK seni rahatsız ediyorsa iç dünyana bir yolculuk  yapmanı istiyorum. Ben iç dünyamı karıştırıp derinlerde unutmuş olduğum temizlenmesi gereken karmamı dış dünyama çıkardıkça ortalık karışıyor.
Bakın burada ifade etmeye çalıştığım YARADILIŞ SENARYOSU  gün ışığına çıktıkça, önce BEN sonra SEN asıl amacımıza doğru yol almaya başladığımızı göreceğiz.
Bunu SEN yazıyormuşsun  gibi okuduğunda işte o an bu yazı bir anlam ifade edecek.
Senden istediğim düşünce ve hislerini seni mutlu ve rahat edecek yönde değiştirmen.
 Bunu sen istemiyorsan BEN'im için yap.
Hatırlatayım!
Bu yazıyı SEN'in yazdığını farzet.
Bu gece, yarın gündüz her ne zaman kendini hazır hissedersen hepbirlikte yaşadığımız bu olaylar zincirini tam tersine çevirip olması gereken evrensel kurallara göre çevir yani olumlu yönde ve YARADAN'ın senden istediği olman gereken halin olarak kendini bulmaya çalış.
kapılma düşük rezonans alanına.
Kendini şimdi tart.
Hangi kişi ve olayların arasında yaşam savaşı veriyorsun?
Neden acı veren olayların  içindesin?
Sen neden kısır döngüde sıkışıp kaldığını sorgulamıyorsn?
BEN SORGULUYORUM VE BEN'im için, SEN'in için ve de asıl O'nun için düşünce ve hislerimi kontrol altına almaya çalşıyorum.
BU EVRENSEL DEĞİŞİMİ ŞİMDİ YAPIN!!!
Çünkü BEN YAPMAZSAM, SEN YAPMAZSAN O'NUN ASIL AMACINI YERİNE GETİRMEMİZ DAHA BİR SÜRE ALACAK.
Şimdi DUR ve DÜŞÜN!
SEN HANGİ DÜZEYDE DÜŞÜNCE VE HİS TİTREŞİMİ REZONANSINI SEÇİYORSUN?
BEN KENDİ SEÇİMİ Mİ YAPTIM.
ŞİMDİ SIRA SEN DE!
ARTIK NE SABRIN NE DE TAHAMMÜLÜN SINIRI KALDI!!!!!
KAPILAR BİRAZ DAHA ARALANDI.

26 Eylül 2014 Cuma

NE EKTİYSEN ONU BİÇME ZAMANI! WHAT YOU SOW İS WHAT YOU REAP!

Çok şükür ZAMAN geldi. Bundan böyle öyle bir çizgiden geçiyoruz ki artık İLAHİ DENGELER yerini bulacak. Çok farklı bir enerji titreşim düzeyine eriştik. O'nun adını kullanıp insanlarla dalga geçenler, O'nun adı altında diğerlerine zulm edenler, duyarsızlar, sadece kendi başını kurtarmaya çalışanlar, benciller, empati duygusundan yoksun olanlar SİZİN için bile şu an üzülüyorum. Çünkü sizde bazı farkındalıkları şiddetli bir  sarsıntıyla kazanmak zorunda kalacaksınız.
Artık geri dönüş yok NE EKTİYSEN  ONU BİÇME ZAMANI DOSTUM!!!
İlahi adalet işte böyle işliyor.
Bu günlerde kendinizi biraz gergin hissedebilirsiniz.
Geçişe bırakın kendinizi. Bu güne kadar O'na olan inancınız sarsılmış olabilir. Dünyada ki adalet sistemine isyan etmiş olabilirsiniz. İşte tüm bu şüphe ve endişelerin, bu kaybolmuşluğun sonu geldi.
Bu yeni enerji alanları biraz yüksek olduğu için bazı kullanılan frekans aralıklarında geçiş bozuklukları hatta evinizde ki elektrikli aletlerde bile sorun yaşayabilirsiniz. Fakat sizin denge alanınızla birlikte onlarda düzene oturacak.
Bir anda uzun süredir olmasından vazgeçmeye başladığınız beklentiler karşınıza çıkmaya başlayacak.  
İmkansız olarak gördüğünüz olaylar sanki bir sihirli değnek değmişcesine oluşmaya başlayacak. Adeta sevinçten gözleriniz yaşaracak. Bu güne kadar iyi niyetlerinizin mislini geri dönüş olarak alacaksınız. Tabi ki bu tam tersi olan duyarsızlar içinde BENZER BENZERİ ÇEKECEK.
Çok şükür tüm mucizeler o yüreği geniş, o kalbi iyiliklerle dolu insanlar için  gerçekleşmek üzere sırada bekliyor.
ARTIK ÜZÜLME!!!
SADECE GURUR VE HEYECANLA SABIRLA GEÇİRDİĞİN O SIKINTILARA ŞÖYLE BİR BAK. ONLARI KUTSA ÇÜNKÜ BU GÜNLERİ ONLAR SAYESİNDE GÖREBİLECEKSİN.
Ya diğerleri?
Onlarda belli sarsıntılardan sonra doğruyu bulacaklar. Fakat bu bir süre alacak maalesef!!!

2 Eylül 2014 Salı

MEDICINLESS HOSPITAL - İLAÇSIZ HASTANE!!!

AŞAĞIDA OKUYACAKLARINIZ TAMAMEN GERÇEKTİR!!!

Tüm zamanlardan beri  insanın asıl varlığını tanıma süreci ve ben kimim arayışı hala bir takım grubun kendi çıkarlarını idame ettirebilmeleri için sabote edilmektedir. Bu sır perdesinin göz önünden çekilme zamanı gelmiş ve insanlığın uyanış çağrısı başlamıştır. Bu sürecin önüne geçmeye çalışan güçler sonsuzluk olasılıklarının içinde kaybolmaya mahkumdur.

Şimdi size açıklayacağım bir sır, size ne demek istediğimi daha iyi anlatacaktır.

ÇİN'in Zigachong bölgesinde 1988 yılında kurulan bir merkez reklamı hiç yapılmadığından dünya tarafından bilinmemektedir. Yaptığım araştırmaların sonucunda bu merkez 1992 yılında Qinhuangdao şehrine taşınmıştır. Çeşitli sebeplerden dolayı bu gizemli yer tekrardan 1995 yılında eski askeri hastane olan bir binada Pekin'den 2 saat mesafedeki Fengrun şehrine taşınmıştır..
Merkezin kurucusu Dr. Pang Ming 'dir.
Bu merkeze gelen hastalardan, aşağı yukarı 180 çeşit hastalıktan %95 oranında başarı elde edilmiştir.
Yanlış duymadınız tedavide başarı oranı % 95.
Kanserden tutunda şeker hastalığı, romatizma, kalp hastalığı ve daha bir çok hastalık bu merkezde başarıyla tedavi edilmiştir.
Bu merkezde eczane yoktur. Yani İLAÇ kesinlikle kullanılmamıştır.
Burada sadece Chi lel yöntemi yani diğer bir deyişle YAŞAM ENERJİSİ olarak bildiğimiz bedenimizi tutan enerji kullanılmıştır.
Bu yöntem 4 parçadan oluşmaktadır.
1- Çok güçlü İNANÇ.
Yaşam enerjisi herşeyi iyileştirir İNANCI.
2- Grup tedavisi.
Öğretmen(doktor) öğrencileriyle ortak düşünce senkronizasyonunu yaratarak enerjiyi güçlendirmesi.
3- Chi iyileşmesi.
Öğretmen evrenden aldığı enerjiyi öğrencilerine vermesi ve enerjinin çoğalarak güçlenmesi.
4- Pratik.
Enerji alışverişinin defalarca tekrarlanması.
Merkezde 600 kadar öğrenci ve 26 kadar batılı doktor görev yapmştır.
Doktorlar öğretmen, hastalarda öğrenci olarak adlandırılmıştır.
1991 yılında alınan istatistiklere göre 7,936 hastanın %15.20'si tamamen iyileşmiş, % 37.68'inde tedavi çok etkili olmuş ve %42.09'unda etkili olmuştur.

Peki bu hastaneyi neden birçok insan bilmemektedir?
Hem de bu kadar tedavi başarı oranı olmasına rağmen!

Çünkü sebeplerden en önemlisi, dünya insanının bilinç düzeyi daha yeni yeni belli bir seviyeye gelmeye başlamıştır. Uyuşturulmuş bu bedenler benliklerinin sadece fizik bedenden oluştuğuna inandırılmış ve bir takım güçler bu realitenin kontrolünü ellerinde tutmaya çalışmaktadır.
Onların baskısı sonucu bu merkez 2001 yılında kapatılmış ve dünya insanının uyanma süreci sekteye uğramıştır.

FAKAT SİZE UMUT VERİCİ BİR HABERİM VAR!!!
İYİLEŞMEK İÇİN ÇİN'E KADAR GİTMENİZE GEREK YOK. İYİLEŞME SÜRECİ SİZİN İÇİNİZDE VE SİZİN ONU FARKETMENİZİ BEKLEMEKTEDİR.

ÇOK ÖNEMLİ BİR UYARI:

Bu bilgi sadece kaynağa olan inancın saf senkronizasyonunda bulunan belli bir düzeyde ki bilinç seviyesindekiler için geçerlidir. Kendinizi hazır hissetmiyorsanız LÜTFEN DOKTOR VE HASTANELERİMİZE OLAN İNANCINIZI YİTİRMEYİN VE İLAÇ VE TEDAVİLERİNİZİ KESMEYİN...

Video için aşağıda ki metne tıklayın.

 Tümör 3 dakika içinde kayboluyor...





29 Ağustos 2014 Cuma

ZAMAN İLLÜZYONU. DAHA NET GÖREBİLİYOR MUSUNUZ???

Kendine ve diğerlerine bilerek veya bilmeyerek zarar verenler ACI ve ISTIRABIN pençesinden kurtulamazlar. Ta ki asıl gerçeğe uyanana yani içinde bulunduğu engellerle yüzleşerek ve onları sabır ve metanetle atlatana kadar kendi CEHENNEMLERİNİ yaşarlar.
Sizin şahit olduğunuz her bir deneyim sadece ve sadece SİZE AİT. Diğerleri sadece sizin deneyimlerinizin farkındalığını yaşarlar. Bu aynı şekilde sizin içinde böyledir. Karşılıklı deneyim ve farkındalık alışverişiyle ruhunuzu olgunlaştırırsınız.
ŞİMDİ BİRAZ DA ZAMANDAN BAHSEDELİM.
Siz zamanın gerçek anlamını keşfetmeye ve buna karşılık gelen titreşime uyumlanmaya başladınız.
İlk zamanlar gençliğinizin rüyalarıyla karşılaşırken kendinizi bir anda o yaşta bulabilirsiniz.
Fakat o gerçeğin ne öncesini ne de sonrasını hatırlama gibi bir şansınız YOK.
ÇÜNKÜ EVRENSEL KURALLAR GEREĞİ BÖYLE OLMASI GEREK. BU UNUTKANLIK PERDESİDİR.
Aynı anda tüm bilgilere sahip olduğu halde ZİHİN - BEDEN ve RUH üçlüsü bu versiyonları içinde bulunduğunuz titreşim frekansında tek bir HARMONİ olarak yaşamınıza SENKRONİZE eder.
SİZ ŞU AN FARKINDA OLUP DENEYİMLEDİĞİNİZ YAŞ HALİNİ SEÇMİŞ OLDUĞUNUZU UNUTTUNUZ GALİBA!!!


Yeni çıkacak olan kitabımdan bir alıntıdır...

23 Ağustos 2014 Cumartesi

KUANTUM MANİFESTO! Görünmez düzeyden fiziki boyuta...

Teknoloji geliştikçe yaşadığımız her an ve yaptığımız her aktivitede sayısal kodlamalarla karşı karşıyayız. çocukluk yıllarımda herkesin kendine özgü numarası olacak ve şeytan işbaşına geçecek dediklerinde söylenenler bize masal gibi gelirdi.
Günümüz dünyasında söylenenlerin hepsi gerçekleşti ve insanlar isminden daha çok kimlik numaralarıyla ön plana çıktı.
Şimdi tüm bunlar gerçekleşirken Rahman sevgisi azalıyor mu?
Sizce şeytani güçler daha mı baskın çıkmaya başladı?
BENCE TAM TERSİ!
İnsanlık farklı bir zaman çizgisine yani dairesel bir döngü boyutuna geçiş yapıyor.
Bu şu anlama geliyor!
İnsan bedeni enerjisel düzeye biraz daha yaklaştıkça enerji titreşimi artıyor ve Ana Kaynağa biraz daha yakınlaşıyor.
Fakat bu değişime ayak uydurmaya çalışan yeni beden enerji salınımları arasından geçerken tüm duyguları da beraberinde taşıdığından, arada bir olumsuz olan düşük titreşimler arasında gidip geliyor.
İşte günümüz dünyasında yaşananlar bundan ibaret.

Panik ve telaşa düşmeyin!

Yaşamınızı adım adım değiştirmenin kılavuzu gözünüzün önünde.
Unutmayın yaşadığınız her olumsuz olay,  siz o frekansa geçtiğiniz için orada.
Diğer bir deyişle, siz o frekansı seçtiğiniz için onlarla karşılaşırsınız, onlar sizi seçmiyor...

Benim çok sevdiğim bir sözüm var.
Nasıl düşüncelerimizden geçen kelimeler dilimizden dökülüp duyma frekansına çıkıyorsa sizde
görünmez düzeyde bekleyen tüm potansiyel olasılıkları önce düşünce ve sonra en önemlisi duygu yoluyla içinde bulunduğunuz frekansa çekersiniz.
Hisleriniz olaya bir kod verir o koda uygun olan olay ve kişileri  eşzamanlı olarak sizin karşınıza çıkarır.
Unutmayın!
Önce, yaşamınızda kurban rolünden çıkıp ne olmak istediğinizi kesinleştirin.
Genelde dünyamız insanı yaşamından yakınan ve geleceğine tam anlamıyla karar veremeyen , mazeretler arkasına saklananlardan ibaret.
SİZ BİR FARK YARATIN...

3 Ağustos 2014 Pazar

ŞİFA TEKNİKLERİNİN EN MÜKEMMELİ!

24 yıldır tüm meditasyon tekniklerinden tutunda onlarca şifa tekniklerinide bizzat kendi üzerimde denedim.
İnsanların birçoğu sıkıntı, sorun ve yaşamın zorluklarından bunalmış, uyuşmuş ve tüm bu problemleri olması gereken kaderleri olarak görmeye başladılar.

ARTIK YETER!

En son sürekli denediğim Emotıonal Freedom Technics ile sorunlarımın artık KADERİM olmadığını görmeye başladım.
Yaşamımızdaki sıkıntı ve sorunların BEYNİMİZİN HATIRALARIMIZLA PROGRAMLANMIŞ olmasından kaynaklandığını ve biz farketmeden yaşamımıza sürekli aynı programı verdiğini anladım.

EFT tekniğiyle bedenimizin meridyen olarak bilinen belli noktalarıyla yapılan çalışmalarda BEYNİN ESKİ PROGRAMI SİLİNİP YERİNE YENİ YAŞAM PROGRAMI VERİLİYOR. Bu durumda tüm yaşamımız kendi isteğimizin  doğrultusunda değişiyor.

Belki inanması güç, fakat sonuçlar HARİKA...

Çok yakında kendi eklediğim bazı ilavelerle MUCİZE TEKNİĞİ bireysel seanslar olarak vermeye karar verdim.
Bu konuyla ilgili açıklamaları bloğumda paylaşacağım.

19 Temmuz 2014 Cumartesi

HEMEN DEĞİŞTİR!

Yaşadığınız hayatın tadı tuzu kalmadı mı?
Artık sizin için herkes riyakar, kindar ve sahtekar mı?
Önünüze sürekli rahatsız edici olaylar mı çıkıyor?

TAM ORADA VE ŞİMDİ DUR!!!

Gözlerini kapatıp güzel bir hayal kur fakat sen içinde ol!

Ne oldu?
Hayal bile kuramıyorsun değil mi?
Hayalin bulanık ve karanlık mı gözüküyor?

Kusura bakma ama içinde bulunduğun duygu(Titreşim) modunda(frekans) sen daha iyisini bulamazsın.
Ne yap ne yap hislerini değiştir. İster evde ol, ister dışarda duygularını hemen değiştir ve yeni halini hisset.
İşte şimdi ORADASIN.
Biraz önce BURADAYDIN.
Aynen radyo, televizyon, telefon frekansları gibi hislerini en iyi haline ayarla. Sonra bak bakalım hayatında ne gibi değişikliklere tanık olacaksın.

ARTIK YETER DEMENİN ZAMANI GELMEDİYSE YAZDIKLARIMA İTİBAR ETME, GÜL GEÇ.
NE DE OLSA BU SENİN HAYATIN VE SENİN ÖZGÜR SEÇİMİN...

24 Haziran 2014 Salı

ŞİMDİ SİL BAŞTAN ZAMANI!!!

Etrafınıza biraz dikkat etmeye başlayın. Mesela beli bir yere odaklanın. Bakın oraya aynı zamanlarda gelen insan sayısı hiç şaşmaz hep üç aşağı beş yukarı AYNIDIR. Alışveriş merkezlerinde bu durum çok daha barizdir. Yok efendim istatistiklere göre buraya şu kadar müşteri,  şuraya bu kadar müşteri uğrar falan filan.
HEPSİ PALAVRA!
HEPSİ YALAN!

O GERÇEĞİ SİZİN REALİTENİZ YAPAN HER BİRİNİZİN FORM HALİNDE Kİ BİLİNCİNİZE YERLEŞTİRİLMİŞ PROGRAMDIR.

Bu programlarla oynamak o kadar zevkli hale gelebilir ki gün içinde tüm realitenizle oynayabilirsiniz.
Ben şahsen her istediğim istatistiklerle oynuyorum.
KENDİ GERÇEKLİĞİNİZ İÇİNDE İSTEDİĞİNİZ HER BEKLENTİ VE BÖYLE GELMİŞ BÖYLE GİDER OYUNUNU DEĞİŞTİRME GÜCÜ ELİNİZDE!!!
Dünyada sizin programlanmanız sonucu hipnoz halinde olmanızdan servetler kazanan o kadar çok insan var ki aklınız durur.
Tütün şirketlerinden tutun da silah tüccarlarına kadar hep sizin alışkanlık ve beklenti olarak bildiğiniz  programlamalardan sürekli kazanıyorlar. Çünkü onlarda kazanma beklenti programlamalarını kullanırlar.

TÜM KAÇINILMAZ GERÇEK OLARAK BİLDİKLERİNİZ TAMAMEN BİR PLAN DAHİLİNDE GERÇEKLEŞEN KURGUDUR.
BU ZAMANIN DİĞER GEÇMİŞ FARKINDALIKLARINIZDAN TEK FARKI ARTIK BUNLARA İHTİYACINIZIN KALMAMIŞ OLMASIDIR.

ŞİMDİ SİZE KENDİ REALİTENİZİ YAŞAMA GÜCÜ VERİLMİŞ OLMASINA RAĞMEN HALA ESKİ PROGRAMLAMALARIN ETKİSİNDEN KENDİNİZİ KURTARAMIYORSUNUZ.

HAYAL GÜCÜNÜZÜ KULLANMAYA BAŞLAYIN.
TAMAMEN BEKLENTİ VE KORKU İLLÜZYONUNDAN KAÇININ.
GEÇMİŞTEN KAÇININ!
O AN AKLINIZA GELEN VE NASILSA DEĞİŞMEZ PROGRAMINDAN KAÇININ!

ZAMAN KENDİ YAŞAMINIZI SİL BAŞTAN YARATMA ZAMANI!!!


21 Haziran 2014 Cumartesi

BEN ŞİFAYIM!!!

HASTALIK!
İnsan varlığının aynı frekans içinde bulunduğu FORM illüzyonunun sona ermesi için oluşturduğu ruhsal arınmadan başka bir şey değildir.
Bu formsal farkındalığın sonu belli boyut düzeyini aşıncaya kadar bu şekilde olmak zorundadır.
Sadece belli bir titreşime sahip bu formsal dünyalar kendi içinde belli başlı bilinç düzeylerine göre anlam ifade eden oluşumları yaratmak zorunda kalır.
Hastalanan birey, özünde mükemmelliği unutarak, o bilinç seviyesinden yukarılara çıkmak için hastalık deneyimini yaratmak suretiyle sağlık farkındalığını kazanmaya çalışır.

ÖYLEYSE ŞİFA NASIL GELİR?
Bedende hissedilen düzensizlik sonucu asıl özün iki frekans arasında, salınımda kalmasıyla hastalık illüzyonu oluşur. Bu süreçte duyulan ENDİŞE ve TEDİRGİNLİK DE RUHSAL BENLİĞİ düşük frekansa  çeker.
İşte bu noktada bedensel form deforme olmaya başlar. Bu deneyim diğerinin farkındalığına  girdiğinde onun fiziki varlığına ışık tutar. Bu durumda birbirine enerji iplikleriyle bağlı olan görünmez düzeyde bir takım düzensizlikler boy gösterir. Bu düzeyde olmakta olanı farkeden bilinç, kendi üzerinde bu iplikleri düzene koymaya çalışır.
İSTENMEYEN DUYGULARIN RUHSAL BEDENDEN ATIlMASI SONUCU YÜKSELEN TİTREŞİM ŞİFAYI GETİRİR.
Bu çalışmada bedende bulunan MERİDYEN NOKTALARINA yapılan baskıyla, beynin yeniden programlanması sağlanır. Yeniden programlanan beyin, yeni ve daha yüksek beyin dalgaları üretir ve RUHSAL BEDENDEN FİZİKİ BEDENE DOĞRU BİR DENGE OLUŞUR.
İŞTE ŞİFA BUDUR!!!

Sürekli yapmış olduğum bu çalışmalar bana ŞİFANIN MUCİZEVİ OLUŞUMUNU  gösterdi.
ARTIK HERKESİN BU MUCİZELER GERÇEĞİNE UYANMA ZAMANI GELDİ...
HASTALIKTAN SAĞLIĞA YEPYENİ BİR SERÜVEN...



15 Haziran 2014 Pazar

HEPİMİZ BİRİZ!!!

Tüm zamanlardan beri bilgelerin ortak söylediği tek bir cümle var.
HEPİMİZ BİRİZ.
Tamam Yüce Yaradan'ın bir parçası olduğumuza göre tabi ki hepimiz aynıyız.
HAYIR ONU DEMEK İSTEMEDİM!

GERÇEKTEN TEK SEN VARSIN!!!

Bu bilgi hazır olan SEN için yeni bir kademe ve sıçrayıştır.


Eğer reenkarnasyona inanıyorsan, öldükten sonra tekrar bir başka kişi olarak doğuyorsun ya, bu devri daim sonsuzluk içinde sonsuz versiyonlarınla tekrarlandığında özünün tek SEN olduğunu ve tüm diğer versiyonlarının sürekli birbirini etkiliyor olduğunu anlayacaksın.
Dost,düşman gördüklerin aslında dairesel zaman içinde varolan fakat senin düz zaman çizgisinde çeşitli titreşim frekanslarında rezonansa girdiğin SENSİN.
TÜM ZAMANLARIN EN KORKUNÇ YANILGISI BUDUR.
Tüm bu diğerleri olarak gördüklerin senin diğer versiyonundan başkası değildir.
Unutma,  herşeyin aynı anda olduğunun idrakinde olduğunda attığın her adımda kendini etkilemiş olduğunu çözeceksin.
Kendine zarar verdiğinin farkındalığını kazanman gerek.
İnsanoğlunun tek kurtuluşu bu İDRAKTİR.

TEK SEN VARSIN!!!

13 Haziran 2014 Cuma

KAYA'NIN HİKAYESİ

Bir zamanlar bir kaya vardı.
 İçi sonsuz sayıda atom, proton, nötron ve atom altı parçacıklarla doluydu. Her parçacık "buradan" "oraya" gidiyordu. Bu gidişler zaman alıyordu. Ama parçacıklar o kadar hızlı hareket ediyordu ki, kaya bu hareketleri hiç hissetmiyor, kımıldamadığını sanıyordu.

Bir gün bir şeyler hissetti.

"İçimde hareket eden şey nedir?" diye sordu.

Uzaktan bir ses yanıt verdi, "Sensin."

"Ben mi?" diye şaşırdı, kaya.

"Bu mümkün değil, ben hiç kımıldamıyorum ki. Bunu herkes görüyor."

"Evet, ama uzaktan" dedi, SES.

6 Haziran 2014 Cuma

EN ÇOK SORULAN SORU! DÜNYADA Kİ ZULME NEDEN ALLAH İZİN VERİYOR?

Arkadaş sohbetlerinde olsun ve hatta çocuklarımdan bile bana yöneltilen en merak edilen ve insanın tüm inanışını sarsan bir soruyla karşılaşıyorum.

Her olan biteni  madem ALLAH yaratıyor, neden masum bir bebek hasta doğuyor?

Neden hala savaşlarda çocuklar ölüyor?

Neden masum insanlar zulme uğruyor?

3 Haziran 2014 Salı

NOT LIKE SEEMS TO BE!

There are cruelty, sorrow and too much pain to bare in this world, right. And naturally you wonder where our creator GOD is.
I answer you right away.
THERE ıs justice in this universe.
Nothing is unfair.
 You know why, because every creation is right here and in limitless number. Every past, present and future of your potantial versions exist and waiting for you to be experienced. I mean every version from worse to the best state of your being.
When you face some people's sorrow or this could be child's deadly sufferring disease, trust me ıt is your reflection to be realized by you. So you can fix that unhealthy side of your self.
In that case,  you get into resonance with that suffering version of that child's self state. That child doesn't experience that state but you to get awared of that feeling so you don't experience it in your future. In your reality what you face doesn't mean that person is suffering. You think that way so you get the feeling of empathy.
On the other side of the story that child might be experiencing his or her better state of being  you never know that because every being is responsible for self being.
This  is a very limitless circle. Every creation is right there and you jump from one to another.
 It is that simple.
So from now on don't prejudge anybody and anything.
You cause every experience so you learn from it.

1 Haziran 2014 Pazar

YENİ ÇIKACAK OLAN KİTABIMDAN ALINTIDIR...

Hepinize öğretildiği gibi varoluşunuzun BÜYÜK PATLAMA ya da bilinen orjinal adıyla BIG BANG ile gerçekleştiği söyleniyor, değil mi?

"Gerçekleşti" ifadesi ne kadar güvenli ve ne kadar tanıdık geliyor.
Şimdi çok farklı bir BİLİNÇ DÜZEYİ ifadesi kullanacağım.

SİZ YANİ TÜM VAROLUŞ OLUŞMUŞ VE AYNI ZAMANDA OLUŞMAKTA OLUP, SİZ BU ORTAYA SERİLİŞİN DAİRESEL DÖNGÜSÜNÜN BİRER PARÇASISINIZ VE DOLAYISIYLA BU OLAYA TANIKLIK EDEMEZSİNİZ.

"Bu da ne demek oluyor?" dediğinizi duyar gibiyim.

Şimdi daha basit bir ifade kullanacağım.
Biliminsanları VAROLUŞ üzerinde çalışadursunlar bu bilmeceyi çözmeleri İMKANSIZ.

ÇÜNKÜ SİZ VAROLUŞUN TA KENDİSİSİNİZ VE HER VAROLUŞ KENDİ İÇİNDE ORTAYA SERİLİYOR.
Bu ortaya çıkış, BAŞLANGIÇ ve SON dizeleri halinde kendi kendini tekrarlıyor. Her bir tekrar kendi içinde VAROLUŞ BİLMECESİNİ çözmeye çalışıyor.

Asıl amaç varoluş bilmecesinin ortaya çıkışıyla oluşan DÜZENSİZLİĞE gidişin, her varoluşun kendi içinde ki DÜZENE çekilme çabasıdır.

İŞTE BU SİZİN YAŞAM SANDIĞINIZ YANILSAMADIR.

Halbuki ortada NE BİR BAŞLANGIÇ NE DE BİR BİTİŞ VARDIR.
Artık içinde bulunduğunuz bu düzeyde hiç bir oluşumu GÖRÜNDÜĞÜ, ÖĞRETİLDİĞİ ve BİLİNDİĞİ  gibi ALGILAMAYIN.

Sadece bu maceranın bir parçası olduğunuzu hatırlayın yeter!!!

29 Mayıs 2014 Perşembe

DEĞİŞİM HIZLANIYOR! KEMERLERİNİZİ BAĞLAYIN...

Hakikaten algılarımızın süratle derinleştiğini farkediyor musunuz?
Düşüncelerinizi bile takip etmekte güçlük çekmeye başladığınıza eminim. Düşündüklerinizi çok kısa sürede deneyimlerinizde görmeye başladınız. Gördüğünüz rüyalarla yaşadığınız gerçeklik artık birbirine benziyor, değil mi?
ENDİŞELENMEYİN!
 Siz hayal dünyasına değil, asıl gerçeğe doğru yol alıyorsunuz. Şu an içinde bulunduğunuz boyut silikleşiyor ve siz yepyeni bir boyuta adım attınız.
Artık bedenleriniz bile daha hafif hissedilir olmaya başladı. Bazen sabah uyandığınızda kaybettiğiniz sevdikleriniz size daha yakın hissedilir oldu.
Uzun zamandır arayıp da bulamadığınız eşyalarınız tam gözünüzün önünde duruyormuş da siz görememişsiniz gibi bir durum çıkıyor ortaya.

ŞİMDİ SİZ KAYGAN BİR ZEMİNDE YOL ALMAYA BAŞLADINIZ VE SAKIN KENDİNİZİ GERMEYİN!

Sadece kendinizi serbest bırakın ve O'na güvenin.
Artık farklı bir frekans aralığında  olduğunuzdan kendinizi kaybolmuş hissetmeniz çok doğal. Karşınızda eşzamanlı olarak beliren rehberlerinizin farkında olun yeter. Onlar size yeni yolda öncülük etmek için belirecekler.

ÇOK ŞANSLI OLDUĞUNUZU BİLİN ÇÜNKÜ MUHTEŞEM DEĞİŞİMİN BİRE BİR TANIKLARI OLUYORSUNUZ.

İçinizde ki asıl REHBERİN kim olduğunun farkına vardığınızda sevinçten gözleriniz dolacak!!!

20 Mayıs 2014 Salı

EMPATİ!!!

NE KADAR DERİN EMPATİ O KADAR SIĞ DENEYİM!
Sizi hiç ilgilendirmeyen TRJEDİLER konusunda ne kadar duyarlısınız?
Bu duygunuzu hiç tarttınız mı?
Şimdi okuyacaklarınızdan sonra kendi içinize dönün ve DÜRÜSTolun.
Bu ülkede yaşayıp da keder ve üzüntüden uzak olmak mümkün mü?
Peki etrafınızda olup biten bu olayları sanki siz yaşıyormuşsunuz gibi bir hisle karşılıyor musunuz?
Eğer gerçekten tüm bu keder ve üzüntüyü sanki size olmuş gibi hissedebiliyorsanız siz belli bir FAKINDALIK düzeyine gelmişsiniz demektir.
Tabi ki bu düzey ne kadar derin olursa içinde bulunduğunuz realite deneyimleriniz de bu konularda daha yüzeysel olur Kİ bu da şu anlama gelir, '' SİZ FARKINDALIK DÜZEYİNDE ÜZÜNTÜ VE KEDERİ İLLÜZYON SEVİYESİNDE YAŞARKEN DİĞERLERİ BU OLAN BİTENLERİ KENDİ YEREL REALİTE DÜZEYİNDE DENEYİMLEMEK ZORUNDA KALABİLİRLER.''

İşte bu EMPATİ duygusu insanın tekamül sürecini belirler.
Bu zoraki olabilecek bir his değildir.
Karşındakinin acısı senin algı alanına girdiğinde gözlerin yaşarıyor, boğazın düğümleniyorsa bu senin elinde olmadığındandır. Tam tersi,  hissetmiş gibi yapıp da hala hiç bir duygu hissedemiyorsan bu konuda biraz deneyim yaşaman gerekecek.
Fakat eğer ki bu konuda olayların dışında kalmış  gibi hissediyorsan biraz çaba ve öz benliğinle iletişime geçmen seni bu yolda daha ileriye fırlatacaktır.

SADECE HATIRLATMAK İSTEDİM...

28 Nisan 2014 Pazartesi

HAARP PROJESİ! RUHUN YÜKSELİŞİ SADECE ZİHİNDE GERÇEKLEŞİR...

Evet! Her geçen zaman, yeni bir bilginin hayatınıza girmesi için yeni bir ortam oluşturuluyor. Öyle acayip zamanlar yaşıyoruz ki sonsuzluğun kapıları ardına kadar açılmış ve her bir bilincin hazır olduğunda bu kapıdan içeri girmesine izin veriliyor. Tüm dünyalar iç içe birbirine karışmış vaziyette. Nasıl su ile hava birbiri içinde iç içe geçmiş durumda ise yaşam ve ölüm kavramlarıda şu an aynı benzerlikte. Suyun içinde havanın ve havanın içindeki suyun bir sınırı olmadığı gibi, yaşamın ve diğer boyutların da her hangi bir sınırı kalmadı. Bu farkı ancak hazır olan zihinler farketmeye başladı.
Üzerinde bulunduğunuz yeryüzünden aşağı yukarı 80 km uzaklıkta bulunan İYONOSFER tabakası ile aranızda tam olarak 7 Farklı titreşim frekansı bulunur. Bu frekanslar Dünyanın çekirdek hızıyla orantılı olup,  her artan titreşim dolayısıyla  sizi de etkiliyor. İnsan beyin dalgaları uyanıklıkta saniyede 11 ile 25 devir titreşim hızında elektro manyetik dalga yayıyor. Dünyanın çekirdek dönüş hızıda 12 hertz civarına geldiği için,  insan beyni uykuda olan 7-11 hertz devirden uyanıklık seviyesine geçmiştir.
Çok ilginçtir ki Kur'an-ı Kerim de Müminun Suresi -17 şöyle der, "İnsanın bulunduğu boyut üstünde Yedi aşama daha vardır."
İnşikak Suresinde de-18-19, "...siz, mutlaka kattan kata geçerek yükseleceksiniz."
Şimdi tüm bu sohbet bizi nereye götürüyor.
İnsan beden titreşimi arttıkça bu boyutlar arası geçişi oluşmaktadır. Bu durum makina veya herhangi bir teknolojik çalışmayla gerçekleşemez.
Bu yükseliş ancak ZİHİNDE VUKU BULUR.
Aksi taktirde, beden bu boyut değişimine dayanamaz. İşte bu yüzden bunca zamanlar bedenlerinizden ayrılmak zorunda kaldınız. Fakat artık İLAHİ PLAN bu geçiş için beden değişimi yapmadan zihinsel olarak geçmenize izin verdi.
Ancak teknolojik olarak süper gelişmiş bir ülke,  yapmakta olduğu elektro manyetik deneyleriyle bu titreşim frekanslarıyla oynamaktadır. İnsan bedeni ve zihni bu teknolojik deneylerle kontrol altına alınmaya çalışılmaktadır.
Bu müdahale İlahi Plana ters düşmektedir.
Bu proje ile iyonosfer tabakası etkilenmekte ve ara boyutlar arası frekanslarda uygun olmayan rezonansa sebep olmaktadır. Hazır olan zihinler bu karışıklığı frekans uyarlamasıyla halledebilirken, diğerleri zihinsel karışıklık ve bedensel rahatsızlıklar hissetmektedir. İnsalığın bir kısmının sonunu getirecek olan bu çalışma Bir zamanlar Kayıp uygarlık Atlantisde de denenmiştir..
Zihin hazır olmadan fiziksel bedenlere boyut atlatamazsınız.
Bu TÜM KAİNATIN OLUŞUMUNDA BÖYLE PLANLANMIŞTIR.


20 Nisan 2014 Pazar

PEK YAKINDA!

Tüm zamanlardan beri YAŞAM deneyimlerinizden zıtlıkların yardımıyla kavramların anlamlarını çıkarmaya çalıştınız. Her olan biteni ancak zıttıyla karşılaştırıp farkındalık alanınıza getirdiniz.

YAŞADIĞINIZA  inandığınız için doğal olarak inanç sisteminize göre ÖLÜME DE inanırsınız.

Peki ya GERÇEKTE YAŞAMIYORSAN!

Bu durumda YAŞAM deneyiminin olmadığı yerde ÖLÜM DE varolamaz, değil mi?

Seçmiş olduğunuz SONSUZ potansiyel hallerinizden EN MÜKEMMEL olanın içinde olduğunuz bu FARKINDALIK HALİ, sizin GEÇMİŞ - GELECEK farkındalığınızı ve ŞİMDİ deneyimlerinin oluşturduğu YAŞAM dediğiniz kavramı da deneyim alanınızdan aldığını görünce inanılmaz bir rahatlama hissedeceksiniz.

Bu kitap DAİRESEL ZAMAN döngüsüne uygun frekansta yazılmıştır. Bu kitap yazılırken hiç bir kaynaktan bilgi alınmamış olup, tamamen SEZGİSEL düzeyde ANLIK zaman döngüsünde yazılmıştır.
Sonsuz bir serüvenin içinde hep aynı yerde ve sonsuzluk içinde olduğunuzu farkedecek bunca zamandan sonra asıl içinizde ki BEN ile yüzleşeceksiniz...

17 Nisan 2014 Perşembe

YENİ KİTABIM!

Gerçek soru yaşamdan sonra hayat var mıdır, değil. Asıl sorulması gereken ölümden önce HAYATTA OLUP OLMADIĞINDIR.
OSHO

Deneyim senin zihninde varolan diğerinin deneyimlediğinin farkında olmakla anlam kazanır. Nasıl uykudayken uyuduğunun farkında olmazken diğerinin uyku deneyiminde uykunun anlamını çıkarırsın. Bu durum ÖLÜM ve YAŞAM içinde aynıdır.

Peki öyleyse nasıl oluor da deneyiminin YAŞAM olduğuna bu kadar eminsin.

DAHA DOĞRUSU BU DENEYİMLEDİĞİNİN NE OLDUĞUNU BİLİYOR MUSUN?

GERÇEKTE YAŞIYOR OLDUĞUNU NEREDEN BİLİYORSUN?

BUGÜNE KADAR TÜM BİLDİKLERİN BU KORKUNÇ SIRLA ALT ÜST OLACAK!!!

YENİ KİTABIM SEN HAZIR OLDUĞUNDA DOĞRU ZAMANDA ELİNDE OLACAK!!!



10 Nisan 2014 Perşembe

GÖZ KIRPMASI!

Tüm Varoluş Büyük Patlamayla (mı )başladı.
Bu açıklamayı yaptığınız an ZAMAN ve MEKAN sizin realiteniz olur. Çünkü bir başlangıç ve son arayışı içinde olan insan kendisine düz bir çizgi çizmiş ve onun üzerinde bir serüvene başlamıştır. Doğum ve ölüm realitesinin başlangıcı ve sonudur.
Şimdi yukarıda yazdıklarımı tamamen yok sayın. Size alşılagelmiş bilgilerden çok ama çok farklı bir açıklama getiricem. Çok değişik bir bilinç uyumlanması ile oluşan bu yeni frekans senkronizasyonu sizi sarsabilir.
Haydi başlayalım öyleyse!
Tüm realitelerin aynı an ve mekanda bulunduğu TÜM MÜKEMMEL DÜZEN BİR AN İÇİNDE OLDU VE SONSUZLUĞA DOĞRU DÜZENSİZLİK BAŞLADI. 

BU ORTAYA ÇIKIŞ TIPKI BİR GÖZ KIRPMASI GİBİ BİR ANDA OLDU.

HER AN VE HER MEKANDA SİZİN SONSUZ SAYIDA Kİ VERSİYONLARINIZ SONSUZA DEK ORADA.
Kaybolan ve giden hiç bir oluşum yok. Sadece belli frekans aralıklarında ki realitelerin titreşim hızına orantılı farkındalık var ki o da her bir GERÇEKLİĞİ oluşturuor.

Peki doğuyoruz, büyüyoruz ve ölüyoruz. Oradan nereye gidiyoruz?
HİÇ BİR YERE!
Sadece bu realitede kendimize hazırladığımız en mükemmel ( CENNET Mİ? Cehennem mi?) halimizin bulunduğu realiteye UYANIYORUZ.

Hoppala peki ölenin ruhu geldiğinde bu nasıl oluyor?

Her bir titreşim frekans aralığında o frekansa uyumlanan her varlık materalize oluyor fakat bir üst titreşimden uyumlanamayan enerji materalize olamadığı için sen, ben onu göremiyor sadece hissedebiliyor olabiliriz ki bu da uzak bir iddia. Giden diğer realitede ki farkındalığına geçiyor ve sen ya da her kimse onun yanında olabilir veya olmayabilir bu o realite içinde ki plana bağlı.
Sonuç olarak kimse bir yere gitmiyor. 
Her varlık orada ve sonsuza dek orada. 
 


 

PRANİC HEALİNG


Pranic Healing

Prana is a Sanskrit word meaning 'life-force' the invisible vital energy that keeps the body alive and maintains a state of good health. In Pranic Healing a cure is effected by removing diseased energies and projecting fresh vital energy to the afflicted part through several energy centers (chakras)
In and around the central body various colors are portrayed to express special effects. Inhalation of vital energy (red), exhalation of toxic energy (dark blue), body cleansing and revitalizing (white), healing of general organs (green), break through blockages, muscle knots and create calming effects (blue), increase vitality, virility, vigor and eliminate depression.(red), knitting of broken bones, slipped disks (cream), potent antibacterial and anti virus (orange) and for increasing concentration and intelligence (yellow).

28 Mart 2014 Cuma

INDIGO TO CRİSTAL CLEAR

Every creation is made of various vibrations.
These vibrations get higher or lower depend on the emotions of entities.

1 Mart 2014 Cumartesi

ŞUNU BİR TÜRLÜ ANLAYAMADIK! ÖNCE İNDİGO ŞİMDİ KRİSTALLER İŞGAL ALTINDA FAKAT...

1960lı yıllar da ilk İndigo yani beden titreşimi eskilere göre daha yüksek ruhlar frekans geçişleri sırasında eskiler tarafından yapılan baskılar karşısında 30 yıl süren gençlik hareketlerini başlattılar. Eskiler bunu bir türü anlayamadılar. Dünya yepyeni  bir frekansa gelen eskileri ağırlamaya çalışırken ve eskilere rehber olarak İndigoları görenlendirmişken  onlar bu frekansın sakinlerini kendi  düşük titreşimlerine çekmeye çalışarak onlara baskı yaptılar.
Sonuç ne oldu?

Gençler şiddete başvurdu.
Rejimler bir bir yıkıldı.
Diktatörler bir bir devrildi.

2012 dünya çok yüksek bir titreşim frekansına uyarlandı. Artık eski ruhların bu boyuta uyarlanma vakti çoktan gelmişti ki bu bir evrensel döngüdür. Bu döngü hızla giden bir trene benzer. İçindeysen farkedemezsin fakat inmeye çalışırsan  bir tüy gibi savrulur gidersin.
Şimdi bizler yani zamanın İndigoları yeni bir Kristal frekansa uyarlandık. Buranın sakinleri şimdiki çocuklar ve bizim çocuklarımız. 
Eskilerin bize yaptıkları hatayı bizde onlara yapmaya çalışıyoruz.
Bu Kristal çocuklar çok yüksek titreşime sahip ruhlar. Bu çocuklar baskı ve şiddet nedir anlayamıyorlar. Çünkü onların realitesinde sadece İLERLEME var. Başımızda olanlar sürekli ayaklarına yapışıp onları durdurmaya ve gerekirse yok etmeye çalışıyorlar.
İşte şimdi yapılacak olan bu hata Kristalleri şiddet yönünde uyandırırsa dünya çok büyük bir tehlike içine girebilir. Başımızdakiler çok ama çok büyük bir tehlikeyle uğraştıklarının farkında bile değiller. Aslında biz bu çocuk dediğimiz Kristallerin dünyasına terfi ettik ve onlar hakkında hiç bir şey bilmiyoruz. Amerika kendini bir dev olarak görüp nasıl bilmediği Vietnam'da felakete imza attıysa bizde bilmediğimiz bu titreşimde kendi sonumuzu hazırlıyoruz. Bu yazıyı okuyan kimileriniz belki
gülüp geçecek fakat şunu bilin ki bu Kristaller istese bizlerin hareket kabiliyetini 1 sn sonra
durdururlar. 
Teknoloji deyip geçtiğiniz tüm haberleşme ağı onlara hizmet ediyor. Çünkü bu onların zaten sahip olduğu bir teknoloji. Biz bu teknolojiyi onlardan öğreniyoruz. Onlar bizim yaptıklarımıza şimdilik sadece sabrediyorlar. Göreceksiniz ki bardağı taşıran son damla geldiğinde yeryüzünde ne bir DİKTATÖR ne de BASKI REJİMİ kalacak. Çünkü bu frekansta böyle bir algı varolmadığından bu realitede yer yer üstünde toz toz üstünde kalmayacak. Buna çok ama çok mecbur kalmadıkça yeltenmeyecekler. Eğer ki oların içinde olduğu titreşime zarar geleceğini anlarlarsa o zaman çok geç olacak. 
Gelecek günler ne dediğimi daha iyi anlayacaksınız!
SİZ ESKİ ENERJİ KALIBINDA KALANLAR SİZE SESLENİYORUM!
SİZ MİSAFİR OLARAK BURADASINIZ BUNU HİÇ UNUTMAYIN.
UMDUĞUNUZA DEĞİL BULDUĞUNUZA ADAPTE OLUN. 
YOKSA BU ÇOCUKLAR TEK BİR PARMAK UCUYLA ESKİLERİ YOLA GETİRİRLER!!!

14 Şubat 2014 Cuma

O'NUN YERYÜZÜNDEKİ GÖZÜ VE KULAĞI OLDUĞUNUZU ANLADIĞINIZDA KÖTÜLÜK YAPAMAZSINIZ!!!

Tüm zamanların en büyük yanılgısı olan ACİZLİK insanoğlunu doğal halinden almış kendi yarattığı kötülük kavramına tutsak etmiştir.

Artık bu rüyadan UYANMA vakti geldi!

Siz rüya görürken neden orada bulunduğunuzu sorgulamaz ve tüm duyularınızla her olan biteni hissedersiniz. Karşınızdaki size kötülük yapıyorsa uykuda sıkıntı çeker ve uyandığınızda bunun bir rüya olduğunu anlarsınız. Bedeniniz uykuda olduğu halde rüyanızda yolculuk eder, görür, duyar ve hatta tat bile alırsınız. Rüyanızda hava soğuksa gerçekten üşür sıcaksa terlersiniz. Rüyada yakınlık ve uzaklık kavramıda vardır.Tüm bunlar ZİHNİNİZDE gerçekleşir.

Peki uyanıklık halinde bulunduğunuz realiteyi daha gerçek yapan nedir?
Tüm bunlarda ya sadece ZİHNİNİZDE gerçekleşiyorsa!
Kimdir bu gerçekliği izleyen?
Üzerinde bulunduğunuz YERYÜZÜ tek olmasına rağmen herbiriniz AYRI AYRI DÜNYALARA sahipsiniz.
Hiç kimse hatta tek yumurta ikiziniz dahi sizin sahip olduğunuz dünyanıza giremez. Oranın tek hakimi SİZSİNİZ.
Size karşı yapılan her kötülüğe karşı verdiğiniz tepki sizin titreşim düzeyinize yani SEVABINIZA kaydedilir.
İşte bu yüzden tüm olan bitenden SİZ sorumlusunuz. Kimse sizin dünyanızı ne anlayabilir ne de müdahale edebilir.
Bu durumda ortak bir dünyamız yok mu?
Var!
Fakat siz ortak dünya olarak gördüğünüz gerçekliğin TEK HAKİMİSİNİZ.
Herkes kendi dünyasında ki ortak dünyanın TEK HAKİMİ!
Siz bedeninizi İZLEYENSİNİZ!
Her uyanık halinde bir UYANMA SÜRESİ vardır.
Peki UYANIKLIKTAN UYANMANIN BİR SONU VAR MI?
VAR!
İŞTE O AN KİM OLDUĞUNUZU ANLADIĞINIZDA BU OYUN SİL BAŞTAN BAŞLAYACAK!!!





8 Şubat 2014 Cumartesi

KADER! Değiştirilebilir mi?

Kalemi tutan eli görmeyen kişi, yazıyı kaleme ait sanır. Aynı şekilde yükseklerde uçan kuşu görmeyen cahil de o kuşun yerde koşan gölgesini kovalar.
MEVLANA

Kimi insan kaderin kişinin değişmez sonucu olduğuna inanır. Başına gelen her olayın sorumluluğunu Tanrı'ya yükler.
Tamam kabul, buraya kadar ortak düşünce kalıbı bu şekilde oluşmuştur. Çünkü insan tembelliğini ve acizliğini böylelikle itiraf etmiş olur.
Ancak, KADER zamansızlığın bir ispatı olarak OLMUŞ OLANIN YENİDEN DENEYİMLENMESİ olduğu kadar onun insana Tanrı tarafından verilmiş özgür iradesiyle DEĞİŞTİRİLEBİLİR olduğunu da UNUTMUŞTUR.

6 Şubat 2014 Perşembe

SAYIN YOLCULARIMIZ, YAŞAM PİLOTUNUZA NE KADAR GÜVENİYORSUNUZ?

Birçok insan ayakları yerden kesildiği an kendini güvende hissetmez.Saatte ortalama hızı 900 km'cik olan uçağa binerken yaşamını uçağı kullanan tanımadığı ve hatta hiç bilmediği bir pilota emanet eder ve bu durum haliyle onda tedirginlik yaratır. Eğer uçağı kendi kullanmış olsaydı bu tedirginliği ortadan kalkmış olurdu değil mi?
Peki hiç düşündünüz mü ki üzerinde yolculuk ettiğiniz dünyanın PİLOTU kim?
Neden kendinizden bu kadar emin olup bu kadar rahat hissediyorsunuz ve kendi dertlerinize düşmüşsünüz?

Şimdi size üzerinde bulunduğunuz geminin özelliklerinden bahsedeyim!

Dünyanız güneş etrafında daireye yakın bir yörüngede saatte 108.000 km hızla dönüyor.
Güneş sisteminiz Samanyolu Galaksisi içinde merkez etrafında saatte 792.000 km hızla dönüyor.
Samanyolu Galaksisi Aslan burcundaki takım yıldızlara doğru saatte 2.160.000 km hızla ilerliyor.
Bu kadar süratle giden bir yolculuk içindesiniz ve kendinizden o kadar eminsiniz ki inanılmaz bir güven sergiliyorsunuz.
Peki pilotunu dahi bilmediğiniz bir yolculuk içinde olup da nasıl bu kadar rahat ve emin olma duygusu içindesiniz?

BEN HEMEN CEVABINI VEREYİM!

ÇÜNKÜ İSTER İNANIN İSTER İNANMAYIN HER BİRİNİZ HÜCRESEL YAPINIZDA PİLOTUN KİM OLDUĞUNU BİLİYORSUNUZ.

Peki o halde neden hala geleceğinizden bu kadar endişelisiniz?
Nasıl bir paradoks içindesiniz?
Peki artık yaşamınızın nasıl bir güvencede olduğunu algıladığınız da, bu zamana kadar sahip olduğunuz düşünceleriniz hala aynı mı kalacak???
Yoksa hala bir türlü kopamadığınız illüzyona takılı kalmayı mı seçiyorsunuz?
Kendinizi bu oyuna çok kaptırmayın!

4 Şubat 2014 Salı

BUDDHA "Sorun zamanınız olduğunu sanmanızdır." KISSADAN HİSSE!

Bir zamanlar bir prens varmış. İstediği kadar zenginlik ve bolluğa sahipmiş, fakat bir türlü mutlu olamıyormuş. Babasının ve annesinin halka karşı tutumunu kabullenemiyor ve sürekli kendi kendine dert ediyormuş. Onlara sesini biraz yükseltse hemen sindiriliyormuş. Zaman geçmiş prens kral olmuş fakat her nedense halkına babası gibi davranmaya devam etmiş. Yaşlanmış ve günün birinde Allah'ın huzuruna çıkmış. "Allah'ım bana bir şans daha ver ki bu defa yapmak istediklerimi yapayım ve huzuru bulayım." demiş.
Yaradan " Sen her defasında benden son bir şans istiyorsun. Fakat sana verdiğim her bir şansı daha önce almış olduğun son şansları unuttuğun için tekrar tekrar aynı hatalarla karşıma geliyorsun."
Prens " Peki ben bu unutkanlık perdesini bilemezsem nasıl doğruyu bulacağım?" diye sormuş.
Yaradan " Sen bu oyuna girmek istediğinde kendi özümü hiç unutmam dedin. Şimdi sana bir şans daha veriyorum. Git ve zamanın yokmuş gibi yaşa. Hislerine güven. İşte o an beni hatırlayacaksın. Bu defa sana verilecek bir şans yokmuş gibi yaşamını düzenle. İşte o an cenneti yaratacaksın!" demiş ve prens unutkanlık perdesi arkasında tekrar kendi gençliğini bulmuş...

25 Ocak 2014 Cumartesi

SADECE %1 Mİ?

İnsan yaşamının her anını belli bir takım alışkanlıkları doğrultusunda geçirir. Farketmeden hep aynı tek düzelikte çabalayıp durur. Çünkü büyük değişimlerin zaten çok büyük çabalar sonucu olaşacağına inanmış ve bu inançlarının etkisinde şimdi daha fazla çabalamaya ne gerek var diye düşünür ve sonunda geçmiş zamana şöyle bir baktığında hayatının aynı seviyede kalmış olduğunu görür.
Şimdi size her gün sabah kalktığınızda kendinize sadece %1' lik bir farklılık yaratmanızı istiyorum. Bu her alanda olabilir. Bu gün %1 kendinize daha fazla zaman harcayın. Kendinizi  %1 kadar daha az yorun. Sadece %1 'lik bir değişim hedefi koyun. 100 Liranızdan sadece 1 liranızı kenara ayırın. Bu gün %1 kadar daha az öfke ve endişe yaşayın. Göreceksiniz ki %1 kadar fark yaratmak devede kulak.
Yılmadan her gün bunu yapın geriye baktığınızda hayatınızda ki değişim sizi şaşkına çevirecek. Sabahları 1 saat erken kalkıp geceleri 1 saat geç yattığınızda 1senede 1 ay daha fazla zamanınız olur. Koca 1 ay dile kolay.
Her gün sadece %1 OLUMLU BİR DEĞİŞİM SİZİN İNANILMAZ OLARAK GÖRDÜĞÜNÜZ TÜM HEDEFLERİNİZE KESİLMİŞ BİLETİNİZDİR.
HADİ Bİ GAYRET!

18 Ocak 2014 Cumartesi

HAYATTA İKİ SEÇENEĞİNİZ VAR YA KURBAN YA DA OLMAK İSTEDİĞİNİZ OLURSUNUZ!

Lise basketbol takımından atıldığında eve gidip odasında ağladı.
MICHAEL JORDAN

4 yaşına kadar konuşamadığı için aptal çocuk sayıldı.
ALBERT EINSTEIN

Haber sunuculuğu işinden atıldı çünkü televizyon camiasına uygun görülmedi.
OPRAH WINFREY

Gazeteden kovuldu çünkü yaratıcılık kabiliyetinden uzak görüldü.
WALT DISNEY

11 yaşındayken büyüme hormonlarının yetersizliğinden dolayı okul futbol takımından atıldı.
LIONEL MESSI

30 yaşında kurduğu şirketinden uzaklaştırıldığında çok derin bir depresyon yaşadı.
STEVE JOBS

Liseden atıldı. Fakirlik ve uyuşturucu batağından kurtulamayarak intihara teşebbüs etti.
EMINEM

Okulda öğretmeni tarafından öğrenme kabiliyeti olmadığı söylenerek aşağılandı.
THOMAS EDISON

Plak şirketi tarafından reddedildi ve müzik endüstrisinde yer edinmelerinin imkansız olduğu söylendi.
THE BEATLES

1989 yılında otomativ sektöründe çok ağır iki ekonomik kriz yaşadım. Çok sarsıldım ve ilk iş hayatımda çok büyük bir ekonomik darbeye şahit oldum.
YILMADIM.
2005 yılında büyük bir alşveriş merkezinde piliç konseptiyle ilgili fast food restoranı açtım. Daha ilk yılında kuş gribi çıktı. Restoranı kapatmak zorunda kaldım.
YILMADIM.
2006 yılında NATO mensuplarının  araçlarına yönelik oto servis işine girdim. ilerleyen yıllarda Libya krizi çıktı.
YILMADIM.
Hala savaşıyorum ve yılmaya hiç mi hiç niyetim yok.
Çünkü hayatımda iki seçenek olduğunu biliyorm.
Ya KURBAN ROLÜNÜ seçecektim ya da olmak istediğimi kovalayacaktım.

BEN YAŞAMIMDA OLMAK İSTEDİĞİM HALİ KOVALIYORUM VE ELBET BİR AN ONU YAKALAYACAĞIMA EMİNİM.
YAŞAM DENEN BU OYUNDA ÇOCUKLARIMA DA SAVAŞÇI OLMAYI ÖĞRETMEYE DEVAM  EDİYORUM.

YA SİZ HANGİ SEÇENEĞİ SEÇİYORSUNUZ?
HEMEN ŞİMDİ NE OLMAK İSTEDİĞİNİZE KARAR VERİN!






2 Ocak 2014 Perşembe

PHILADELPHIA DENEYİ! SANA SENDEN BAŞKA KİMSE YARDIM EDEMEZ!!!

Einstein'ın zamanın kişinin algısına göre değişken olduğunu ortaya atmasından itibaren, biliminsanları yaptıkları türlü çalışmalar neticesinde zamanın gerçekten göreceli olduğunu gördüler.
Zaman kendi içinde sonsuz parçalara ayrılarak kendi boyutlarının içinde boyut oluşturuyor. Her bir boyut her birinizin DNA'larında  işaretlenmiş olarak duruyor ve sizin tüm yaşanmış, şu an yaşanan ve yaşanacak olan halinizi simgeliyor. Fakat gel gör ki siz sadece şu an içinde ki halinizi algılıyorsunuz.
Şimdi size olağandışı bir bilgi vereceğim.
Siz sizin en mükemmel olduğunuz halin tam yanı başınızda olduğunu hissedebilseydiniz  mucize denen kavramın anlamıda sizin için bir anda değişirdi.
Gelecekte ki siz şimdi ki halinizi ziyaret etmiyor mu zannediyorsunuz?
Eğer bunun imkansız bir hayal olduğunu düşünüyorsanız, Neden Einstein tüm dünya  literatürünüzde kabul gördü?
Aksi taktirde Tüm o kuramları da kitaplarınızdan çıkartırdınız!
Hem o kuramları kabullenin hem de o kuramlara bağlı kuantum kurallarını tanımayın.
Bu nasıl bir çelişki olurdu?
Evet size kendinizden yardım isteyebilirsiniz diyorum ve o halinizi tüm olmasını istediğiniz hal ve durumlarıyla imgeleyin, o sizi bulacaktır.
Bu durumda tüm eksik kalan yanlarınızı da görmeye başlayacak ve inanlmaz bir deneyim yaşayacaksınız.
Siz DNA'larınızda hali hazırda bekleyen izleri hissedin. Bu yüzden hissetmek düşünmekten önce gelir ve çok ama çok daha güçlü bir duygudur.
Amerikan donanması üzerinde 1943 yılında yapılan PHILADELPHIA DENEYİ zaman kırılmasına en güzel örneklerden biridir, fakat Amerikan hükümeti bu olayı yalanlamaktadır.
Çünkü o günün bilinç yapısına göre insanlık bu bilgiye hazır seğildi.
Şimdi ise artık HAZIR olanlar belli!
Bu deneyin temeli Einstein ve Birleşik Alan teorisine dayanmaktadır. Aynı zamanda RAINBOW PROJECT olarak da anılan bu deney maddenin enerji titreşiminin artışıyla içinde bulunduğu zaman boyutunun değişimini ispatlamaya yönelik olarak yapıldı. O zamanlar yapılan en büyük yanlış o insanların bilinç yapısının düşüklüğünden kaynaklanan Kuantum düzey bilgisinin eksikliğidir. Fiziksel ortamda uygulanan manyetik güç objenin iki düzey arasında gidip gelmesine, dolayısıyla dairesel zaman dögüsünde oraya buraya savrulmasına sebep oldu. Amerikan donanması bu eksikliğin  şimdi farkında ve yapılan düzeltmelerle o noktada bulunan hali değiştirme çalışmaları yapmakta.
Amerika neden dünyaya hakim zannediyorsunuz?
Çünkü yaptıkları çoğul bilinç çalışmalarıyla kendi bulundukları en güçlü halin rezonans seviyesini dengede tutmaya çalışıyorlar.
Tüm bu madde üzerine yapılan, deneyler insan bilicinin kütlesel titreşim düzeyini yükseltti ve kuantum düzeyin titreşimsel düzeyi içinde kendi sonsuz parçacıklarını bulmaya ve bütünlüğünü yakalamaya yardımcı oluyor.
Son olarak şunu söyleyebiliriz i KENDİ SORUNUNU O SORUNU ÇÖZMÜŞ HALİNLE ÇÖZ.
OLDUM MU?
YOKSA HENÜZ OLAMADIM MI?
İŞTE KENDİNİZE SORACAĞINIZ TEK SORU!