23 Ocak 2018 Salı

Arzun Gerçekleşemez? Eğer Bunu Yapmazsan!!!

Yaşadığımız dünya değişiyor.
İçinde bulunduğumuz enerji frekansı değişiyor.
Biz değişiyoruz.
Hani bir laf vardır ya, değişmeyen tek şey DEĞİŞİMDİR, diye.
Bu durumda arzumuzu gerçekleştirmek için uyguladığımız yöntemler de her an değişiyor.
Arkadaşlar, bundan 1 yıl kadar önce uyguladığımız yöntemler yetersiz kalıyor.
Teknoloji nasıl gelişiyorsa ve nasıl her an yeni bilgisayar yazılımları çıkıyorsa iç dünyamızdaki değişimlerde sürekli yeni uygulamalar gerektiriyor.
Teknoloji bizim iç dünyamızın dışa yansıması hepsi o, farklı bir durum değil.




Telefonumuzu nasıl her an güncel teknolojiye uyarlamaya, bilgisayarlarımızı nasıl sürekli güncel yazılımlara uyarlıyorsak eterik yani enerjinin dalga boyundaki beden bilincimizi de yeniye uyarlamamız şart.

Peki geçmişte uyguladığımız ve tam bir sonuç alamadığımız uygulamalardan değişik ne yapabiliriz?
Size basit bir örnek vermek istiyorum.
Öncelikle şunu unutmayalım.
Tüm sır burada gizli!
Havanın içinde bulunan suyu, yaşam ile ölümün iç içe geçmiş olduğu fiziksel dünyayı ve fiziksel bedenimizle eterik bedenimizi birbirinden ayırmamız imkansız.
Hepsi birbiri içine sınırların olmadığı bir oranla geçmiş durumdadır.
Biri olmadan diğeri varolamaz.

Şimdi bu gerçeğin üzerinden gidersek, ilk defa spor salonuna yazıldığımızı varsayalım.
Normalde birçoğumuz, enerjiye uyumlanmadan bir anda bilinçli zihnimize en zor görünen arzularımızı gerçekleştirmeye çalışıyoruz.
Spor salonunda da daha kaslarımız alışık değilken 100 kg'lık bir kiloyu kaldırmaya çalışıp bir de kaldıramayınca ben bu işi yapamıyorum deyip bırakıyor muyuz?
Peki ne yapıyoruz önce bir bileni buluyor ve onun yazdığı programdaki ilk adımları atmaya başlıyor ve sonunda da istediğimiz kiloları kaldırmaya başlıyoruz.

Fiziksel dünyamızda durum böyleyken, enerji boyutumuzdaki fark ne öyleyse?

Yani o boyutu göremiyoruz diye tonlarca yoğun enerjilerle bir anda başa çıkabileceğimizi mi sanıyoruz?

İşte burada yanıldığımızdan çoğumuz bu uygulamaları yalan yanlış buluyor.
Bu durumda atılması gereken ilk adım bilinçdışı zihnimizi güçlendirmek.
Ben bu bilgiyi verdiğim YouTube videolarımda olsun önceki bazı yazılarımda olsun tam olarak algılanmış olduğunu sanmıyorum.
Bu bilginin olmazsa olmaz olduğunu bilmeyen ya da bilip bilinmesini istemeyen kişiler malesef uygulamaları yarım aktarıyor.

Kesinlikle bilinç dışı zihnimizi küçük alıştırmalarla büyük arzularımızın gerçekleşmesine hazırlamalıyız.
Sabah uyanır uyanmaz hiç düşünmeden yaptığımız hareketleri önce hayalimizde imgeleyip sonra fiziksel olarak yapmakla ilk adımları yapmamız şart.
Böylelikle ne bilinçli ne de bilinç dışı zihin devreye girip bizi yoldan çıkartabilir.

Sizinle paylaşım üzerine hayran kaldığım bir hikayeyi paylaşmak istiyorum.

Adamın biri sürekli en iyi mısır yetiştiren kişi ödülünü alıp duruyormuş.
Günün birinde adamın bu sırrını öğrenmek isteyen gazeteciler onunla röportaj yapmışlar.
Adama sormuşlar, senin sürekli en iyi mısırı yetiştirmenin sırrı ne, diye.
Adam da, sırrım mısır tohumlarımı komşularımla paylaşmamdır demiş.
Gazeteciler de nasıl yani, sırrını onlarla nasıl paylaşmayı göze alabildin diye sormuşlar.
O da şu cevabı vermiş, yılın belli bir zamanında esen rüzgarlar tüm mısırların fidanlarından bazı polenleri benim mısırımın üzerine de atar.
Eğer onlara kendi tohumlarımdan vermezsem onların kullandıkları 2. sınıf tohum olursa benim mısırımın kaltesini de düşürür.
İşte bu yüzden onların da en iyi mısırı yetiştirmesine yardımcı oluyorum demiş.
Arkadaşlar bizler bilgilerimizi saklar paylaşmassak döner dolaşır bizim uygulamalarımıza olan güven azalır.
Kişilere tam uygulamaları göstermezsek uygulamalarımızı yetersiz görür ve şüpheye düşerler.
Sizler düşük frekans bilincini besler ve karşımıza ortak bilinç frekansı olarak çıkarsa bizler de o çekim alanında zorlanırız.
İşte ben bu yüzden tüm sırlarımı sizlerle paylaşıyorum.
Madalyonun diğer bir yüzü de kendi başınıza başa çıkamıyorsanız tabii ki de bir destek almanız gerekecek.
Dolayısıyla, hayatımızın artık eskisi gibi olmamasına karar verdiysek kesinlikle umutsuzluk ve şüpheye düşmeden biraz sabırla ve küçük küçük deneyimlerle yol almalıyız.



1 yorum: